Great Places for Vacation

Tatil İçin Görülmeye Değer Yerler

Hayat temposunun yoğunluğu özellikle büyükşehirlerde günlük hayatın stresi, trafik çilesi, ekonomik kaygılar, iş temposu, üzerimizde beklenti mobbingi psikolojik hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor. Bütün bunlardan bir nebze kurtulmak ve rahatlamak için özellikle yaz tatiline gitmek bir tür rahatlama anlamına gelmeye başladı. Ancak bu hayat döngüsü de sürekli tekrar ederken tatillerde klişeye dönüşerek etkisini kaybetmektedir.

Tatil anlayışı, tatil yapmaktan çok rutinleşmiş bir programa dönüştü. Hâlbuki yeni yerler keşfetmek olumsuz tecrübe korkularından dolayı bu rutin etkisi yarattı.

Ne yapmamız gerekiyor tavsiyen nedir diye sorduğunuzu hissederek tavsiyede bulunmak istediğim klasik rotalarınızı terk edip kendinize daha önce gitmediğiniz görmediğiniz ama hakkında da çok fikirlerin olmadığı denemeye değer rotalar bulmanız sizlerin hayatlarında yeni fikirler yaratma, düşünme, rahatlama, keyif almak ve huzur bulmak için adına önemli bir fırsattır.

Benim de sizlere tecrübe ettiğim sindire sindire yaşadığım o müthiş hisleri oluşturan hayatıma yeni bir sayfa açmamı sağlayan çok keyifli bir o kadar şirin aynı zamanda da tarihi hissettirecek Çanakkale’nin şirin ve turistik bölgesi olan Assos’tur.

Ayvacık’ın en yüksek tepesine paralel olarak uzanan harika bir tatil bölgesidir. Hâlâ antik kent içerisinde yaşamaya devam eden şirin mi şirin köy Assos; M.Ö 6. yüzyıla kadar dayanan tarihiyle, sönen bir volkanın üzerinde yer alıyor olup andezit kayalıklarının arasında konumlanmaktadır. Hatta öyle ki andezit taşı işlenmesi o kadar zormuş ki Antik dönemde “insan yiyen taş” adını almıştır.

Bu sebepten dolayı günümüze kadar sapa sağlam ulaşmış antik kalıntılar. Muhteşem deniz manzarasına sahip bu küçük tatil beldesi, denizden tam 236 metre kadar yükseklikte yer almaktadır. Osmanlı Dönemi’ne geçtiği zamanlarda yerleşim alanı daha da yukarılara kadar çıkmıştır. Yaz döneminde deniz, kum ve güneşiyle meşhur olan Assos kış döneminde de andezit taş mimariye sahip butik otellerde şömine karşısında keyif yapmak için tercih edebilirsiniz. Kış aylarında özelliklede tercih edilecekse yılbaşı dönemini tavsiye ederim. Assos bölgesinde gezebileceğiniz yerler kısaca şöyle;

Assos Antik Liman

Dalgaların yıpratmış olduğu liman, 2000 yılında bakanlık tarafından yenilenmiş olup, dalgakıran eklenmiş ve bu da balıkçılığın artmasına olanak sağlamıştır. Hala yapıldığı zamanki atmosferini yaşayan ve yaşatan liman, Assos’ta ilgi çekici yerler arasında yer alıyor. Şimdiki haliyle birçok restoran ve oteller ile çevrelenmiş olan Assos Limanı, geçmiş dönemdeki haline nazaran önemini artık turistik bir nokta olmaya doğru bırakmıştır.

Limanda zamanında meşe palamudu, odun ve kereste taşımacılığında kullanılmıştır. Palamut ağacı, Assos’un çevresi palamut ormanlarıyla kaplı olduğu için 1950 yıllarında buradan ihraç ediliyormuş.

Limana inen yol dik ve virajlı olduğu için araba ile  inmesi zor zaten yaz aylarında araba girişleri de kapalı. Hemen yakınında arabanızı park edebileceğiniz bir alan bulunuyor.

Behramkale Köprüsü

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki Behramkale Köyü sınırlarında yer alan ve aynı ismi taşıyan Behramkale Köprüsü, 14. yüzyılda I. Murat Hüdavendigar tarafından Tuzla Çayı üzerine yapılmıştır. Arabaların kullanamadığı 600 yıllık köprüden yalnızca yürüyerek geçebilirsiniz. Kesme taşlardan inşa edilmiş köprü, 80 metre uzunluğa ve 3.50 metre genişliğine sahiptir. Yapımı ile ilgili bir kitabe bulunmuyor ancak mimari açıdan bakıldığında erken Osmanlı Dönemi’nde yapıldığı görülmektedir.

Assos Antik Kent

M.Ö. 6 yüzyıla dek uzanan tarihi ile komple deniz manzarasına sahip antik kent, Osmanlı’nın bölgede hâkimiyet kurması üzerine tam tersi duruma gelerek daha da yukarıya  Behramkale Köyü’ne doğru çıkarak bölgenin yayılmasını sağlamışlardır.

Sönen bir volkanik tepe üzerine kurulu şehir, andezit kayalıkları arasına konumlanmaktadır. Üzeri işlenmesi oldukça zor olan andezit taşından yapılan lahitler zamanında ihraç edilmekteymiş.

Agora; kentte yaşayan insanların bir araya geldikleri yere agora adı verilmekteydi. İki farklı alana sahip agoranın her ikisi de ayrı zamanlarda yapılmıştır. Buranın çevresinde spor eğitimi için inşa edilmiş gymnasion, meclis binası, Bizans Kilisesi kalıntıları bulunmaktadır. Antik tiyatrosu, tapınağı olsun etkileyici antik kentlerdendir.

Apollon Smitheus

M.Ö. 150 yılında Ion tarzından inşa edilen tapınağın en ilgi çekici yanı kuşkusuz, Homeros’un İlyada destanında anlatılan Troya Savaşı’ndan alan kabartmalarıdır. Bu anlatımın daha pek çok nesne üzerinde çizimlerinde anlatıldığı görülmüştür. Ancak bu bir tapınakta ilk kez yapılmıştır. Destanın bölümleri sırasına göre ilerliyor kabartmalarda. 120 metre uzunluğundaki kabartmaların şuanda yalnızda 24 metrelik bölümü çıkarılmıştır.

Apollon Smintheus tapınağı, Troya’daki Athena tapınağının ardından Troas’ın en önemli kutsal mabedidir. Peki kimdir bu Apollon Smintheus diyecek olursanız kendisi, çiftçileri farelerden koruyan tanrı olarak bilinmektedir. Arkeolojik açıdan önemli bir yere sahip olan yapı, Hellenistik Çağ batı Anadolu’da kendine has mimari tasarıma sahiptir.

Zeus Altarı

Dede Tepe üzerindeki Zeus Atları olarak bilinen kayanın işlenmesi üzerine meydana gelmiştir. Kayaya oyuk basamaklarından oluşan merdivenlerle çıkılıyor olup, su nişleri ve oturma yerlerine sahip mekânda oyularak yapılma bir su sarnıcı bulunmaktadır. İçerisinde su bulunan sarnıcın adı ise Zeus Mağarası’dır. Homeros, İlyada Destanı’nda yer alan bilgiye göre, Zeus’un Truva Saşaşı’nı buradan izleyerek yönettiği yer almaktadır. Bu yapının bitişiğinde Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen Erdem Dede’nin yatırı yer almaktadır. Günümüzde hala Zeus Atları kutsal mabet olarak görülmektedir.

Antik Çağ zamanında tanrılara kurban vermek ve adak adayarak yemek sunulması için kullanılan bu yapı; savaşları kazanmak, hastalıklardan korunmak için Zeus Atları’nda, Zeus adına kurbanlar kesilip adaklar adarlarmış.

Kadırga Koyu

Assos’a 2 kilometre mesafede bulunan Kadırga Koyu, kente yakın bir yerde konaklamak ve denize girmek isteyenler için güzel bir seçenektir. Zeytin ağaçlarıyla bezenmiş bir yoldan inerek koya ulaşabilirsiniz.

Osmanlı Dönemi’nde ordunun donanmasının üssü için Midilli Adası kullanılmaktaydı, savaş zamanlarında ise kadırgalar Midilli’den savaşa giderlermiş. Savaş dönüşü ise hasarlı olanları bu koya getirerek meşe ve kayın ağaçlarıyla tamir ederlermiş. Bu sebeple Kadırga Koyu adını almıştır.

Bölgedeki ilk mavi bayrak statüsünü kazanan koyun etrafında yer alan oteller son derece doğa ile uyumlu hem mimari ile bölgedeki görüntüyü bozmuyor hem de zeytin ağaçları ile muhteşem bir ortam oluşturuyor. Her bütçeye uygun olarak bulabileceğiniz işletmeler mevcuttur.

Sivrice Plajı

Babakale’ye giderken 10 kilometre ilerde Bektaş Köyü’ne rastlayacaksınız. Köyün içerisinde 3 kilometre gittikten sonra Sivrice Feneri’nin bulunduğu plaja ulaşacaksınız. Çok bilinirliliğe sahip olmadığı için diğer plajlara oranla daha tenha olduğunu söylememiz mümkün. Çevresinde yerli halkın açmış olduğu pansiyon, otel ve balık restoranları yer alıyor.

Dar ve taşlık kumsala sahip olan Sivrice’de birde tahta iskele yapılmış daha rahat girebilmeniz adına. Yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta 500 metre uzunlukta İskele Koyu bulunuyor.

Koyun ucundaki yenilenmiş Sivrice Feneri’nde dünyanın farklı yerlerinden getirilmiş ve deniz fenerleri hakkında birçok kitabın bulunduğu kitaplardan oluşan bir kütüphaneye sahiptir. *En Beğendiğim etkileyici koylardan birisidir.

Koruoba Koyu

Kuruoba Köyü’nün içerisinden ilerledikten sonra dolambaçlı yollarından ardından göreceğiniz manzara sizleri büyüleyecek. İki tane küçük koya sahip Kuruoba’da, sayısı çokta fazlaca olmayan yazlık ev ve bir otel bulunuyor. Bu küçük ama tatlı koyun sakin ve huzur verici yanı olması cazip kılıyor. Hatta öyle ki kendinizi tek başınıza denize girerken bulabilirsiniz. Dinginlik istiyorsanız mutlaka buraya gelmenizi tavsiye ederim.

Sokakağzı Koyu

Assos’a 15 kilometre uzaklıkta bulunan Sokakağzı Koyu, gelen ayağını alıştıran her yıl yaz dönemlerinde kendine çeken büyülü bir yer. Koyunevi köyünün kumsalı olan koy, yarım ay şeklinde olup uzundur. Yunanistan’ın Midilli Adası ile bu köyde yer alan halk birbirlerinin pazarlarına giderlermiş. Ancak yaşanan savaşların ardından maalesef bu durum zamanla yok olmuş.

Sahil boyunca yan yana dizilen pansiyon ve motellerin önlerindeki lokantalardan her daim denizden taze çıkmış deniz ürünlerini tadabilirsiniz üstelik oldukça uygun fiyatlara. Kendi halinde büyük otellerin bulunmadığı yalnızca keşfedilenler tarafından ziyaret edilen yer genellikle sakinliği sevenler için uğrak noktası haline gelmiş. Samimi ve salaş havasını sonuna kadar yaşayabileceğiniz harika bir tatil sizleri bekliyor.

Yeşil Liman Koyu

Assos’un en az bilinen koyları arasında bulunan Yeşil Liman Koyu, karayolu ulaşımında Babaköyü yolu üzerinde ilerlerken 4 kilometre sonra soldaki sapaktan girdiğinizde bakir Yeşil Liman Koyu’na gidebilirsiniz. Burada bilinen herhangi bir işletme olmadığını belirtmeliyim.

Akliman Sahili

Assos kent merkezine en uzak mesafede bulunan Akliman Sahili, bölgede bulunan diğer plajlara göre plajı ve deniz tabanının kumsal olması sebebiyle sıkla tercih edilmektedir. Özellikle de çocuklu aileler tarafından. Burada temel ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz işletmeler de yer almaktadır.

Behramkale Köyü

Eski taş evler ile dar sokaklarında dolaşmak size ayrı bir keyif katacaktır. İçerisinde yoğunluk olarak otel, pansiyon ve restoranlar yer almaktadır. Assos’un hoş manzarasına sahip bu mekânlarda vakit geçirmek sizi farklı bir atmosfere sürükleyecek.

En tepedeki yerde bulunan Assos Antik Kenti, köyün taşlı ve dik yolundan yürüyerek varıyorsunuz. Bu yol üzerinde yöre halkının yapmış oldukları ürünlerin satışının yapıldığını göreceksiniz. Bunlar arasında; otlar, zeytinyağı, ev tarhanası ya da el işçiliği danteller, şallar tezgâhları bulunuyor.

Kent yalnızca tepede bulunuyor olup Antik Çağ Dönemi’nde, Behramkale adında yer yokmuş. Ancak günümüze bakıldığında yerleşimin yamaç ve sahil taraflarına kurulduğu görülmektedir. Ancak Osmanlı Dönemi’nde antik kentin bulunduğu bölge kullanılmaya başlanmış ve Behramkale doğmuştur.

Adatepe Köyü

Kaz Dağı’nın eteklerinde güzel mi güzel köy olan Adatepe, antik limanından 4 kilometre yukarıya çıkıldığında ulaşabilirsiniz. Köyün geçmişinin antik dönemlere kadar uzandığı biliniyor. Adatepe’nin hemen girişinde Zeus Altarı’nı göreceksiniz.

Tüm körfezin manzarasını ayaklarınızı altına seren köy, İlyada’da bahsedilen ve Zeus ile Hera’nın Troya savaşını izledikleri antik Gargaros tepesinin de burası olduğu düşünülmektedir. Cumhuriyet’in ilanında önce Rumların ve Türklerin birlikte yaşıyormuş ancak yapılan mübadeleden sonra Rum nüfusu kalmamıştır.

Geçim kaynakları zeytincilik ve hayvancılıkla iken yalnızca zeytincilik ile uğraşanların sayısı oldukça azdır. Hal böyleyken zeytinyağı ile yapılan sabun satın alabileceğiniz dükkânlara uğramanızı tavsiye ederim.

1989 senesinde sit alanı olarak koruma altına alınmış Adatepe, eski taş evler koruma altına alınmıştır ve bu evlerin taşları ise yakınındaki taş ocaklarından çıkartılarak yapılmaktadır. Konaklayabileceğiniz üç adet işletme bulunuyor. Köy meydanındaki kahvelerde soluklanıp sakızlı kahvesinden içebilirsiniz.

1947-1985 yılları arasında bölgede öğrenci bulunmadığından dolayı kapatılan ilkokul 1997 yılında tekrardan Taş mektep ismiyle; felsefe, edebiyat, sanat ve sanat tarihi alanlarında seminerlerin yapıldığı ve çeşitli sanatçıların atölye olarak kullandıkları bir yere dönüştürülmüştür.

Babakale Köyü

Asya Kıtası’nın en batı ucunda bulunan Babakale, Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma küçük bir balıkçı köyüdür. Korsanların sıklıkla uğradığı Babakale, deniz seyahati esnasında fırtınaya yakalanan Sultan III. Ahmet buraya sığınmış olup, bu köylüleri bu korsanlardan korumak için 1723 yılında bir kale inşa ettirmiştir.

Kalenin yapım aşamasında çıkarılan fermanda, hangi mahkûm ki yapımına yardım etsin serbest kalacağı bildirilmiştir. Osmanlı Dönemi’nden kalma en son yapı olup, yapılan yenilenme çalışmalarıyla sapasağlam ayakta durmaktadır.

Bölgenin en meşhur geçim kaynağı bir zamanlar boynuz saplı el yapımı bıçakçılığıdır. Meslek yaklaşık 300 senelik bir geçmişe sahip. Eski zamanlarsa pek çok dükkân yer alıyorken şimdilerde yalnızca bir iki tane kalmış durumda. İlginizi çekerse uğramanızı tavsiye ederim.

Yeşilyurt Köyü

Kaz Dağları’nın butik otelleri ile popülerleşmiş olan Yeşilyurt Köyü’nün bilinen eski ismi Büyük Çetmi’dir. Etrafı zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrili şirin köyü, körfezin en güzel  manzarasına ev sahipliği yapmaktadır.

Diğer tüm yerlerde olduğu gibi taş evler, yakınında bulunan ocaklardan çıkarılan taşlardan inşa edilmektedir. Sit alanı olarak koruma altında olduğu için elbette ki yenileri yapılamıyor. Var olanlar ise otel olarak değerlendirilmiştir. Özellikle son dönemlerde diğer şehirlerden gelen oldukça yoğun nüfustadır.

Köyün yerel halkı yörüklerden oluşuyor olup, genel olarak zeytincilik ile geçim sağlamaktadırlar. Köyde, kendi yaptıkları lezzetli ve doğal salça, tarhana, kurutulmuş otlar, kapari, zeytin, zeytinyağı ve reçel satın alabilirsiniz.

Bu yazımda sizlere uzunca bir süre tecrübe ederek deneyimlediğim assos bölgesindeki gidilmesi gereken belli başlı yerler hakkında bilgi vermeye çalıştım. Bu arada yine kaz dağlarında bulunan hasanboğuldu’ya gitmenizi tavsiye ederim assos eğer kış aylarında gidecekseniz 3 gün süreli bir tatil yeterli olabilir. Ama yazın sindire sindire acele etmeden 10 günlük bir tatil sizler için iyi olabilir. Aklımda hâlâ güzel anıları olan yer assos’tan şimdilik bu kadar sizlerde yeni bir tatil arayışı içerisindeyseniz Shuttle Ankara havaalanı transfer ve şoförlü araç kiralayarak şehirlerarası transferlerinizi gerçekleştirebilir. Deneyimli ekibimizden tavsiyeler alabilirsiniz. Detaylı bilgi için arayınız.


0 Comments

    Be the first to leave a comment.

Add Comment

Our partners

and clients

Partner
Partner
Partner
Partner
Partner